Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )

sında önemli transferler yaptık. Atilla’yı Bursaspor’a, Osman’ı Altay’a, Adem’i Çanakkale Dar- danelspor’a gönderdik. Ali Tan- doğan, Süleyman ve Aydın gibi genç oyuncular Denizlispor’a transfer oldular. Birlikte çalıştı- ğım isimlerden Berkay Deniz- lispor’dan bize katılmıştı. Her biri farklı hikâyeler taşıyor- du ama ortak noktaları vardı: inanç ve gelişme arzusu. O sezonu tahminlerin çok öte- sinde bitirdik. Takım, ikinci ligin en diri ve organize ekiplerinden biri hâline gelmişti. Denizlispor ise o yıl Eskişehir’de düzenlenen play-off maçların- da Süper Lig kapısından dön- müştü. Ben o sırada artık saha- yı değil, sistemi görüyordum. Oyuncu analizi, oyun planı, veri takibi, rakip çözümlemesi… Artık futbolu yalnızca sahada değil, masada da yönetmeye başlamıştım. Bir süre sonra İstanbul’dan bir telefon geldi. Malatyaspor baş- kanı Oral Çelik, beni görüşmeye davet etti. Laleli’deki otelde bu- luştuk. Masada oturduk, yaşımı sordu: “Sen daha çok gençsin,” dedi. “Bu futbolcular seni dinler mi?” Ben sakin bir şekilde, “Zamanla öğreniriz,” dedim. Görüşme bittiğinde içimde bir his vardı — bu iş olmayacaktı. Ve gerçekten de olmadı. Ama o görüşmeden kısa süre sonra Denizli’den haber geldi. Telefonun ucundaki ses, haya- tımda yeni bir sayfa açacaktı: “İstanbul’dasın değil mi Ersun?” dedi. Evet, “İstanbul’dayım Feridun Abi,” dedim. “Boşver İstanbul’u, dön Deniz- li’ye. Denizlispor’u sana verece- ğiz.” O cümle, bir döngüyü tamam- ladı. Yıllar önce altyapısında başladığım kulüp, şimdi bana teslim ediliyordu. Bir zamanlar hayalini kurduğum o koltuk, artık önümdeydi. Ama bu kez, yalnızca bir hoca olarak değil, bir sistem kurucusu olarak dö- necektim. Bir Şehrin Uyanışı Feridun Basmacı’nın sesi tele- fonda yankılanırken içimde bir şey kıpırdadı. Yıllar önce altya- pısında başladığım kulüp, şimdi bana teslim ediliyordu. O an bi- liyordum: Bu dönüş sadece bir görev değil, bir hesaplaşmaydı. Kendimle, geçmişimle ve futbo- la dair inandıklarımla. Deniz- li’ye döndüğümde tablo açıktı: Takım, Eskişehir’deki play-off maçlarında lige çıkamamıştı. Yerli oyuncuların birçoğu ay- rılmış, moral kalmamıştı. Ama ben bu dağınıklığın içinden bir düzen kurmak zorundaydım. O dönemde, yıllar önce aynı takımda oynadığım futbolcum, başkanım modeliyle Beledi- yespor’da çalıştığım samimiye- ti tartışılmaz Turgut Dalaman vardı. Feridun Basmacı ve Ali Marım başkanlığında, yanımda hisset- tiğim kişilerdi. Şimdi ben, onla- rın teknik direktörüydüm. Ara- mızda saygıya dayalı, şeffaf, samimi bir bağ vardı. Bu dönemde, Denizlispor’daki kariyerimin başlangıcından so- nuçlanıncaya kadar her zaman yanımda olan, desteğini esirge- meyen Mustafa Baysal’ın kat- kıları hepimiz için çok büyüktür. Takımı yeniden kurduk. Genç, karakterli, mücadeleye açık bir grup topladık. Ümit Bozkurt, Yusuf Şimşek, Bü- lent Akın, Serkan Görgeç, Veysel Cihan, Kemal, Gürçay, Alaattin, Hakan, Süleyman, Aydın, Ali Işık, Seyfettin, Tansel, Mehmet Denizlispor’daki kariyerimin baş- langıcından sonuçlanıncaya ka- dar her zaman yanımda olan, desteğini esirgemeyen Mustafa Baysal’ın katkıları hepimiz için çok büyüktür. 11 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI

RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy