Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )

Göztepe’den ayrıldıktan sonra Denizlispor’a geldim. Geldiğim- de kulübün durumu pek iyi de- ğildi; ancak kısa sürede çok gü- zel bir çalışma ortamı oluştu. İyi bir yönetim, gerçekten çok iyi bir başkan vardı ve bize her an- lamda destek oluyorlardı. Takı- mı ligin alt sıralarından alıp kısa sürede çok iyi bir noktaya taşı- dık. Ardından Avrupa kupaları- na katılma başarısını gösterdik. Avrupa’ya giderken kimse biz- den böyle bir performans bek- lemiyordu. Çoğu kişi “nasıl olsa hemen elenirler.” diye düşünü- yordu. Ama öyle olmadı. Çün- kü çok iyi bir takımımız vardı. Oyuncular sahada büyük bir gayretle oynuyor, takımlarına sahip çıkıyordu. Biz teknik ekip olarak da çok iyi çalışıyorduk. Devre arasında bütçemize uy- gun, çok düşük maliyetli trans- ferler yaptık ve aldığımız oyun- culardan maksimum verim aldık. Ben açıkçası bu başarıyı bek- liyordum. Çünkü Avrupa’ya gitmek benim için çok önem- liydi. Bir Anadolu takımını Av- rupa’ya götürmek, benim için şampiyonluk kadar değerliydi. Avrupa maçlarında gerçekten çok zorlu rakiplerle karşılaştık: Sparta Prag, Lyon, Porto gibi bütçeleri ve kadroları çok güç- lü takımlarla oynadık. Morin- ho’nun takımı Porto ile eşleştik. Çok iyi başladık, çok da güzel şeyler yaptık, daha iyi şekil- de bitirebilirdik. Buna rağmen özellikle kendi sahamızda Avru- pa’da hiç mağlubiyet almadık. Eğer bir-iki transfer daha yapa- bilseydik, gruplardan çıkıp çok daha ileri gidebileceğimize ina- nıyorum. Mesela geçen sezon Sivasspor’u üç sene üst üste Av- rupa’ya götürme imkânım oldu. Bu olaya kadar hiçbir Anadolu takımı üç sene üst üste bu başa- rıyı gösterememişti. Lyon deplasmanı unutulmazdı. Lyon’un 100. Avrupa maçıydı. Stad tamamen doluydu ve her- kes bizi kolay lokma görüyordu. Maçın başında golü attık ve sonuna kadar çok iyi mücade- le ettik. Lyon’u deplasmanda yenerek büyük bir ses getirdik. Avrupa’da çok güzel işler yaptık ama bu başarıyı kulüp adına yeterince değerlendiremedik. Daha fazla destek olsaydı, bel- ki yarı finale kadar gidebilirdik. Çünkü takımımız çok iyiydi. Biz birbirine sahip çıkan ve iyi bir yönetim anlayışın olduğu bir takımdık. Bu durumda başarı kaçınılmaz oluyor. Ligde de iyi gidiyorduk. Elbette Avrupa maçlarının temposu lig performansını zaman zaman etkiledi. Bir yöneticimiz Lyon deplasmanı öncesi, “Hocam, Lyon’u yenme şansımız yok, bazı oyuncuları burada bırakıp lig maçını düşünsek.” demişti. Ben buna kesinlikle karşı çık- tım. “Biz hem ligi hem Avrupa’yı düşüneceğiz” dedim ve sahaya çıktık. Sonuç ortadaydı. Denizlispor’da çok iyi bir takım ruhu vardı. Herkes sorumlu- luk alıyordu, arkadaşlık ortamı çok güçlüydü. Yönetim iyiydi, başkan iyiydi. Böyle bir ortam olunca başarı da kendiliğinden geliyor. Denizli halkı takıma biraz daha fazla sahip çıksaydı, çok daha büyük işler başarılabilirdi. Ben Denizlispor’dan ayrılmak iste- miyordum. Ancak benim dışım- da gelişen bazı nedenlerle ayrıl- mak zorunda kaldım. Başkanla konuşup izin alarak ayrıldım. Yine de şunu net söyleyebilirim: Eğer bugün Denizlispor’dan bir çağrı gelse, seve seve gelirim. Yeniden güzel işler yapacağı- mıza yürekten inanıyorum. Denizli’yi futbolun dışında da çok seviyorum. Şehri, insanları, yaşantısı… Hayatımın en güzel günlerini orada yaşadım. Lyon maçından sonra havaalanına indiğimizde, yol boyunca bizi karşılayan yüzlerce insan vardı. Arabalarla, bayraklarla… O kar- şılamanın değeri bir şampiyon- luk gibiydi. Tek dileğimDenizlispor’un yeni- den iyi günlerine kavuşması. Bu şehir ve bu kulüp gerçekten çok daha iyisini hak ediyor. Denizlispor’da çok iyi bir takım ruhu vardı. Herkes sorumluluk alıyordu, arkadaşlık ortamı çok güçlüydü. Yönetim iyiydi, baş- kan iyiydi. Böyle bir ortamolunca başarı da kendiliğinden geliyor. 15 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI

RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy