Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )
orada yöneten akillerin hepsi- nin, sportif direktörün bu parayı verdirmemesi gerekiyor. Çünkü bizim böyle bir gücümüz yok. Ben Eskişehirspor’da da oyna- dım 4 sene. Orda da aynı du- rumu yaşadık. 30 milyonluk takım, 7. Sırada bitirmiş. Takı- mın maliyetini 60 milyona çı- kardı. Necati’yi aldı, Servet’i aldı gibi pek çok isim… 500 bin Euro oynayan adam 1 milyon Euro istemeye başladı. Tamam bu parayı Eskişehirspor karşılaya- bilir. Ama ligi 4. bitirmelisiniz. Çünkü 3 puanın bir maliyeti, bir bedeli var. Ama 4. Sırada bitiremezsen eksi yazar. Doğru planlama yapılmamış olur. E ne olur? Kulüpten eksilir. Kulüp kendinin olsa yada şirket gibi yönetsen o parayı harcamaz- sın. Ben Sivasspor’ da Samet Hoca’nın yardımcılığını yaptım. Ayın 23’ünde maaşımız yatıyor- du. Şampiyon olduk, 2. ligden süper lige geçildi. Ben yardım- cı antrenördüm. Ayın 19’unda maaşım yattı, şaşırdım. 25 yıldır profesyonel futbolun içindeyim. Hayatımda böyle bir şey gör- düğümü hatırlamıyorum. Her yerde anlatıyorum bunu mese- la. Bu da bir spor kulübü, niye böyle oluyor? Çünkü doğru yö- netiliyorlar, doğru insanlar var yönetiminin içinde. Futbol kulübü yönetiminde en önemli konular yetki ve bilgidir. Yetkisi olanların bilgisi yok, ek- sik, donanımları yok. Yönetime kendini geliştiren, vizyonu olan insanların gelmesi gerekiyor. Yoksa büyüyemeyiz. Sadece Denizlispor için değil bu, Türk sporu için de durum bu. Türk sporunun kanayan yarasıdır. Denizlispor’un UEFA’ya gidişi ile çok güzel bir başarımız oldu. Onun dönüşü de çok güzel odu. Çardak’tan gelişimiz yaklaşık 3 saat falan sürmüştür, normalde 45 dakikalık yol. İnanılmaz bir konvoy vardı, yayalar vardı, se- yirciler yanımıza toplanmışlar- dı. Bunun sonrasında Valilikten, Belediyeden bize altın hediye ettiler, Ali Aygören o zaman- ki Başkan, bizi ödüllendirdiler. Şehir adına, ülke futbolu adına çok güzel bir başarımız oldu. Maçı tek bir cümleyle anlatmak istesem tam bir “Çanakkale ge- çilmez.” Havasındaydı diyebili- rim. Olimpik Lyon maçında, biz ısınmak için sahaya maçtan 45 dakika önce çıktık. Rakip takım ise ısınmaya 20-25 dakika önce çıktı. Teknik direktörün ağzın- da bir sakız vardı, nasılsa biz yeneriz bunları havasındaydı, bizi hafife alıyordu. Motivasyon anlamında bizim gözlerimizden ateş çıkıyordu. Ama onlar tabi rahattı. Sonra maç başladı. 5. Dakikada Mustafa Özkan golü attı. Biz tamamen savunmaya geçtik. Çünkü 1 golle 4. Tura çı- kabiliyorduk. 2 tane kontratak çıktık ama doğrusu budur. Po- zisyon da verdik. Biraz da Allah yardım etti diyebiliriz. Ama ülke futbolu adına çok güzel bir anı oldu, bu da bir gerçektir. Hikâye olarak anlatabiliyoruz. Hikâyeler bitmez bizde. Fener- bahçe maçı mesela… 2006 yı- lında Malatyaspor Antep’te oynuyor, biz Fenerbahçe’yle oynuyoruz. Devre arasına ka- dar Malatya 2-0 yeniliyor de- niyor. Tabi bizim önceliğimiz giydiğimiz forma, bizim için önemli olan Denizlispor. Biz can derdindeyiz, kasap et derdinde. Bizim ya kazanmamız lazım ya da puan almamız lazım. Sonra bir girdik içeriye. Malatya’nın 2-0 falan yenildiği yokmuş, ya- lanmış. Herkes şerefi, namusu arması için sonuna kadar mü- cadele edecek. Kimseyi dinle- mek yok. Ne olursa olsun, biz ya puan alacağız ya da yeneceğiz. Sonra uzatma oldu 16 dakika. Biz can derdindeyiz, kasap et der- dinde. Bizim ya kazanmamız la- zım ya da puan almamız lazım. Sonra bir girdik içeriye. Malat- ya’nın 2-0 falan yenildiği yokmuş, yalanmış. Herkes şerefi, namusu arması için sonuna kadar müca- dele edecek. 22 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI
RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy