Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )
Elli beş yıldır futbolun içinde- yim. 2 yıl İzmir Atillaspor’da, 1 yıl da Manisa Alaşehirspor’da amatör olarak futbol oynadım. Daha sonra 1976 sezonunda Ay- dınspor’da profesyonel oldum. 2 yıl oynadım Aydın’da ve sonra Denizlispor’a transfer oldum. Denizlispor benim 2. profesyo- nel takımımdı. Ben Denizli’de çok sevildim, ben de Denizli’yi, Denizlispor’u çok ama çok sevdim. Denizlispor’a gelmem bir tesa- düf. Kaptan Hakkı abi, K. Metin (daha sonra o da Denizlispor’da futbol oynadı) ve ben tatil için Antalya’ya gidelim dedik ve Hakkı abinin arabası vardı. O arada yola çıktık, yolda Kap- tan “Denizli’de yemek yiyelim” dedi. Postanenin karşısında bahçesi olan bir restoran vardı, orada yemek yerken bizi tanıdı- lar. “Futbol falan” derken Deniz- lisporlu idareciler geldiler, bize transfer teklifi yaptılar. Benimle ilgili iş ciddiye bindi. Kemal amca falan vardı. Biz geri döndük Aydın’a, bizim tatil bitti. Git-gel derken anlaş- tık, bonservis işini de onlar hal- letti, bir anda her şey cuk otur- du ve ben Denizlisporlu oldum. Rahmetli Buldanlı Mehmet Abi’yi Aydınspor’dan tanıyor- dum. İlk tanıdığım talim arka- daşımda Keklik Hüseyin oldu (Buldanlı). Çok sevinmiştim, De- nizlisporlu yöneticiler de çok se- vinmişlerdi. “Allah Allah biz Minik Meh- met’i aldık, nasıl aldık anlaya- madık” dediler. O zamanki Denizlispor… Tesisi olmayan, parası olmayan, za- man zaman yemeğimizi açık tribünün altındaki güreşçilerin yemek yedikleri mutfakta ye- mek yiyen bir kulüptük. Ancak Denizli’yi, Denizlispor’u severdik; saygı değer yönetici- lerimiz vardı, saygı değer... Eski futbolcu abilerimiz vardı, birbirine saygılı-sevgili futbol- cular vardı… Seyircimiz vardı. Kısacası Denizlispor öyle veya böyle huzurlu, neşeli, saygılı, anlayışlı - bu günün deyimiyle kompakt bir yapıda, uyumlu bir takımdı - kulüptü. O dönemden anılar… Yüzlerce anı var. Şükrü Ersoy hocamız olur da anı olmaz mı? Mustafa Özkula hocamız olur da anı olmaz mı? Mustafa Hoca zamanıydı, sa- hamız kapalı, maç Afyon’da oy- nanacak Kayserispor’la. Maç günü Hoca beni yanına çağırdı ve “Mehmet oğlum bu maç çok önemli, sana bir hap vereceğim, kimseye deme, bu doping değil ama seni çok güç- lü yapacak, iyi top oynayacak- sın, bana güven” dedi. Beyaz bir hap ortadan kırdı, ya- rısını verdi. Ben de içtim hapı. Gaziantep – Ankaragücü – Kay- seri çekişiyorlardı. Gaziantep bizi destekliyor, De- nizli’den 20 otobüs seyirci gel- miş. Afyon Stadı ful. Müthil top oynadım. 2 gol attım. Maçı ka- zandık. Gol attıktan sonra telle- re gittim. Denizlispor’lu taraftar- lar beni çektiler yukarı, top gibi oynadılar öptüler, kucakladılar, kokladılar sonra sahaya attılar. Ben bütün bunların hocanın bana verdiği beyaz ilaçla oldu- ğunu düşünüyordum. Mustafa Hocam maçtan sonra bana ila- cın diğer yarısını gösterdi. Ge- ralgine (ağrı kesici) miş meğer. Bunu unutamam. Bir de Türkiye kupasında ilk 8’e kalmıştık. Rakibimiz Fenerbah- çe oldu. İstanbul’da 5-2 yenildik. Denizli’de bize 3 farklı galibiyet gerekiyor. Maçın başlarında 1 gol attık. Sanırım kaptan Ercü- ment atmıştı. Bir topumuz da direkten döndü. O da gol olsay- Gaziantep bizi destekliyor, De- nizli’den 20 otobüs seyirci gelmiş. Afyon Stadı ful. Müthil top oyna- dım. 2 gol attım. Maçı kazandık. Gol attıktan sonra tellere gittim. Denizlispor’lu taraftarlar beni çektiler yukarı, top gibi oynadılar öptüler, kucakladılar, kokladılar sonra sahaya attılar. 37 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI
RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy