Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )

Denizlispor… Benim için sadece yeşil ve si- yahtan oluşan bir forma değil o. Sadece logosunda horoz olan bir takım da değil. Bir sevda… Hem de doğuştan, kalbime ya- zılmış bir sevda. Denizlispor hikâyem daha an- nemin karnındayken başladı. Babamın bu özel takımda for- ma giymesi sayesinde, gözle- rimi henüz hayata açmamış- ken kendimi o zamanki adıyla Denizli Şehir Stadı’nda bulur- muşum. Doğduğumda pusetle stada gittiğimi büyüklerim an- latır. Dört yaşımdan itibaren ise gittiğim maçları az çok hatırlı- yorum. Sadece Denizli’de değil; Aydın, Bandırma, İzmir ve Af- yonkarahisar gibi deplasman- larda da annemle ve ailemiz- den fertlerle maçlara gittiğimi dün gibi hatırlıyorum. O zamanlar her şey bir baş- kaydı. Çekirdek çitleyen taraf- tar yine vardı ama tribünler çok daha coşkuluydu. Amigo Saim’in olağanüstü çabasıy- la koca stat tek bir hareketiyle komut beklerdi. Kapalı tribün “Yeşil” diye haykırır, açık tribün “Siyah” diye cevap verirdi. O ses, o yankı insanın içine işlerdi. Hayatımda ilk kez bir arabada şoför koltuğuna başarılı futbol- cumuz Ati Göksu abimin kuca- ğında bindim. İlk futbol topumu bir idmanda rahmetli teknik di- rektörümüz İnanç Toker verdi. Bu anıları unutmak mümkün değil. Soyunma odasının stadın dışın- da olduğu günleri bile hatırlıyo- rum. Taraftarların oluşturduğu koridordan futbolcularımızın geçtiği anlar hâlâ gözümün önünde. Ufacık bir soyunma odasında duş sırası bekleyen futbolcular… Futbolcu olmak o dönem gerçekten çok zordu. Saha adeta zımpara gibiydi. Babamın eve her tarafı yara bere içinde geldiği günleri çok iyi bilirim. Top, özellikle yağ- murlu havalarda şişer, neredey- se iki kat ağırlaşırdı. Kazanç mı? Şükür karnımız doyuyordu ama futbol o dönem para kazandır- mazdı. Şartlar o kadar ağırdı ki aslında yapılacak iş değildi fut- bolculuk. Ama o dönemin fut- bolcuları bu işi aşkla, tutkuyla, yürekten yapardı. Lise yıllarımda belediye oto- büsleriyle sayısız deplasmana gittim. Babam futbolu bıraktık- tan sonra da Denizlispor’u canlı izlemekten hiç vazgeçmedim. 16 yaşımda o formanın lisansı- na da kavuştum. Denizlisporlu oldum, altyapıda idmanlara başladım. Ancak lise son sını- fa geldiğimde, eğitimi engeller düşüncesiyle aile kararı sonucu futbolculuk maceram kısa sür- dü. İçimde ukde kaldı ama sev- dam hiç bitmedi. 1986-87 sezonunda Beşiktaş’ı Erol’un golüyle şampiyonluk- tan ettiğimiz o unutulmaz maç- ta, o zamanki adıyla Dolma- bahçe Stadı’nda tribündeydim. O anı anlatmaya kelimeler yet- mez. Üniversiteyi bitirdikten sonra iktisat okumama rağmen fut- bol sevgim ağır bastı. Deniz- lispor’un maçlarını takip edip Unutamadığım iki anı var. İlki Sakarya’da… Açık tribünde araç telefonu ile maç anlatırken sa- ğanak yağmur başladı. Telefon pahalı, ıslanmaması lazım. Şem- siye ile telefonu kapattım, kendim sırılsıklam kaldım. Titreye titreye 90 dakikayı tamamladım. Tarih 7 Mart 1993’tü. Şükürler olsun maçı 2-0 kazandık. Denizli’ye 40 derece ateşle döndüm, bir hafta kendime gelemedim ama yine olsa yine yapardım. Denizlispor’a yıllarını veren Babam Güngör Selvan’la Denizlispor Kulübü. 47 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI

RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy