Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı | Sayı : 71 ( Şubat 2026 )

Abalıoğlu Vakfı olarak sizler bizi davet ettiniz, geldik. Sağ olun. Bu organizasyonu yapan Meh- met Ekmekçi arkadaşımıza da teşekkür ederim. Aslında böyle bir ortamda bu- luşmak istemezdik. Denizlispor daha iyi durumdayken Deniz- lispor’u konuşmak isterdik. Tabi şimdi Denizlispor’la ilgili konu- şulacak çok konu var. Bazı ar- kadaşlarla toplantı yaptığımız- da benim 2-3 tane not ettiğim konular var. Bir tanesi benim en önemsediğim konulardan birisi; eskisi gibi artık yönetici profi- linin, oyuncu profilinin olma- masıdır. Özellikle bunun altını çiziyorum, taraftar profili yok. Bu böyle olunca ister istemez Denizlispor bir şekilde başarı- sızlığı yaşadı ve bu hale geldi. Tabi çok şeyler var konuşulacak ama üç tane kriter benim için çok önemli. Bunu belki zaman içerisinde detaylı anlatabiliriz. Üç tane problemin birincisi pro- fil; yönetici profili, taraftar profi- li, topçu profilidir. Denizlispor’un bugünkü durumunu ben buna bağlıyorum. Kulüp başkanı ise işi bilmek zo- runda değil ama bilenlerle ça- lışması gerekir. “Bizim zamanımızda” çok klişe bir ifade gibi geliyor bana. Ama düşünüyorum hak verdiğim yerler de var. Nasıl vermeyeyim, mesela burada bulunan herkes Bülent Ertuğrul hariç hepimiz birbirimizle oynadık. Yani o za- manlar her şey farklıydı. Ama uymak olduğumuz kurallar vardı. Nedir o kural, mesela biz toprak sahada başladık. Yani toprak sahada oynayınca onun ne anlama geldiğini biz ister istemez biliyoruz düştüğümüz- de, kalktığımızda. Ama şimdiki dönemdeki oyunculara bakı- yorsun halı sahada oynuyorlar diyorsun. Ona ister istemez iç geçiriyorsun. Ama o zaman şartlar öyleydi. O şartlara rağ- men bizlerin bireysel olarak ve takım olarak çok başarılı oldu- ğumuz dönemlerde oldu. Me- sela bunların sebeplerinden bir tanesi de hep üstüne basarak söylüyorum; doğru insanlarla çalıştık biz yönetim anlamın- da. Mesela ben şöyle bir örnek verebilirim. Allah rahmet eyle- sin Ahmet Dartar deplasmana gittiğimizde maçlara gelmezdi. Deplasmana gelirdi ama maç- lara gelemezdi. Herhangi bir pastanede veya herhangi bir parkta otururdu. O zaman böy- le cep telefonları filan yok ki. Heyecanlanırdı, onun biraz da kalp rahatsızlığı vardı. Mesela ben Ahmet Dartar’ın soyunma odasına girdiğini hatırlamam. Ama şimdi ne oluyor? Galip ge- liniyor. Soyunma odasına giri- yor başkan. Oyuncular havaya atıyor. Büyük başkan büyük başkan sloganlarıyla. Prim 5 lirayken, 10 lira oluyor. 10 lira- yı nasıl vereceksin? Sen 5 lirayı veremiyorsun zaten. İşte profil derken onu anlatmak istedim ben. Başkan yönetici profili, oyuncu profili, taraftar profili değişti diye. Taraftar da aynı. Şimdi parayı veriyorsun. “Deniz- lispor” diye bağırıyor. Mesela 57 Gençlik hiçbir menfaat gözet- meksizin Denizlispor’u destekli- yorlardı. Benim üstüne basarak söylemek istediğim birinci konu işin içine siyaset girdiğidir. İkin- cisi eski profil yok; yani yönetici yok oyuncu, taraftar. Ben çocukluğumda hasta Beşik- taşlıydım. Baya hasta. Biz şam- piyon olduk, 1. lige çıktık. İlk ma- çımız burada Sakarya’yla, ikinci maçımız yani ilk deplasmanı- mız Beşiktaş’la. Çok ilginç bir du- rum tabi, iki sene önce 16-17 yaş- larındayken aslında ben hasta Beşiktaşlıyım. 18-19 yaşlarında Beşiktaş’la oynuyoruz, ama ina- namıyorsun bazı şeylere. Bizim maçlardan önce Ümit Takım oy- nardı. Bunlar 7-0 yenilmişti. Biz Ali Sami Yen’e geldik. Biz soru- yoruz tabi ümit takımnaptı diye, 7-0 yenildi dediler. Tabi üzüldük ama biz ısındık, maç başladı. 20. dakikada 3-0 mağlup duruma düştük. Metin’e, “Oğlum ümit takım 7-0 yenildi, biz de 7-8 ye- meyelim bari.” Dedim. Allah’tan maç 3-1 bitti. O zaman şartlar farklıydı. Biz hiçbir şeye hazırlıklı değildik ki. Ben hiç unutmuyorum. Beşik- taş’la maça çıkıyorsun Mesut’la konuşuyoruz “Sen benim ayak- kabımı giy, ben senin ayakkabı- mı giyeyim, hangisi sana daha iyi oldu?” böyle çıktık. Belki şim- di 10 tane ayakkabısı vardır. Tabi o zaman, maçın çimine göre fa- lan ayarlıyorsun. Ali Sami Yen çim, bizim saha topraktı. Ama biz öyle de mutlu olduk. Denizlispor’daki kariyerim Cu- martesi amatör takımda, Pazar günü profesyonel takımda oy- nayarak başladı. Bir gün, cu- martesi günü Bekillispor’da oy- nuyoruz, rahmetlik İnanç hoca devrede geldi ve beni oyundan çıkardı. Tabi ben o zaman gen- cim, gençliğin verdiği toylukla içimden öfkelendim. Duşa gir- dim. Takım sahaya çıktı. Ben duştan çıktım. Hoca tekrar içeri geldi; “Tuncay oğlum ben seni niye çıkardım biliyor musun? Yarın Melih hoca, özel maçta seni kadroya almış.” Dedi. On- dan sonra sarıldım ben de. İki dakika önce kızıyordum, iki da- kika sonra sarmaş dolaş oldum. Öyle bir anım var yani. 53 CAFERSADIKABALIOĞLUEĞİTİMVEKÜLTÜRVAKFI

RkJQdWJsaXNoZXIy MTIzMzUy