Previous Page  18 / 44 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 18 / 44 Next Page
Page Background

Allah’a şükretmek ve istemek çok daha

önemli.

Denizli’nin sanayileşmeye başlaması

DEGİAD’ın kurulmasıyla aynı yıllardadır.

Sanayileşmeye başlayan şehirlerin birçok

ihtiyaçları ve önemli sorunları oluşur. Bizde

DEGİAD olarak şehrimizi bekleyen sorun-

ların neler olabileceği, bu sorunlar oluş-

madan alınabilecek önlemler neler olabilir

bir araştırma yaptırmak istedik. Dönemin

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Arif Akşit

hocama giderek konuyu paylaştım. Arif

hocamda beni Feyzullah EROĞLU hoca-

ma yönlendirdi. Feyzullah hocam “Kentleş-

me ve Sanayileşme Sürecinde Denizli’nin

Muhtemel Problemleri ve Çözüm Yolları”

isminde bir kitapçık hazırladı ve yayınladık.

Kitapçıktaki konuları Çatal Çeşme Oda Ti-

yatrosunda düzenlediğimiz ve tüm vekille-

rimizin de katıldığı bir panelde de masaya

yatırarak tartıştık. Daha sonraki yıllarda

hepimiz sevgili Feyzullah hocamızın tes-

pitlerinin ve çözümlerinin ne kadar yerinde

olduğunu yaşayarak gördük.

Denizli Kültür ve Eğitim Vakfı

(DEKEV)

Atatürk ilke ve prensiplerini benimsemiş,

laik ve çağdaş bir vakıf olan Denizli Kültür

ve Eğitim Vakfı 1998 yılında yapılan bir ge-

nel kurulda; Ali ve İsmet Abalıoğlu, Müjdat

Keçeci, Hüseyin ve Vedat Erikoğlu, Musta-

fa Kaynak, Selami Urhan ve bir kısım işa-

damıyla birlikte beni de kurucu üye olarak

aralarına kabul ettiler ve daha sonra da

yönetim kurulunu oluşturma görevini verdi-

ler. Yönetim olarak ilk işimiz Belediyenin bir

dönem kreş olarak kullandığı binayı kirala-

yıp, tadilat yaparak, Erkek Öğrenci Yurdu

haline getirmek oldu. Belediye Başkanlığı

seçimlerinden sonra kiracısı olduğumuz

Denizli Belediyesi yurt binamızı boşaltma-

mızı istedi. DEKEV olarak hemen yer ara-

yışına gittik, arsamızı aldık ve binamızı da

17 ay gibi bir sürede tamamlayarak öğren-

cilerimizin hizmetine açtık. Atatürk Erkek

Öğrenci Yurdu’muz Türkiye’deki Atatürkçü,

Laik ve Çağdaş ilk yurtlardan biridir. Tur-

han Ülkü, Metin Saydal, Ali Marım ve Ka-

zım Arslan’ın yurdun yapılmasında emekleri

çoktur. Yurdun yapımı için ziyaret ettiğimiz

hayırseverlerimiz bizi hiç boş çevirmediler.

Vakıf yönetim kurulu başkanlığını 2013 yı-

lında bıraktım.

Cafer Sadık Abalıoğlu Eğitim ve Kültür

Vakfı olarak, Denizli Dergisiyle şehrimize

çok önemli bir Kültür katkısı koyuyorsunuz.

Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyo-

rum.

FARUK İNCEOĞLU

Öncelikle böyle bir toplantı organize

ettiğiniz için teşekkür ederim. Aslında bu

derginin nasıl oluştuğuna çok kısa burada

değinmek isterim. Bu dergi bir aile yemeği

muhabbeti sırasında doğdu aslında. Filmi

geri sararsak; o sohbet sırasında Demir-

ci Vakası’ndan bahsetmiştim, Ali Abi onu

çok heyecanlı buldu. Derken sonra Ömer

Gökmen geldi, Ömer de farklı şeylerden

bahsetti yerel tarih konusunda. Makine

mühendisleri odasında abilerimizi ve tarih

hocalarını davet ettiğimiz toplantılar yap-

tık, 10-15 toplantı yaptık. Ve dergimiz bu

şekilde doğdu. Denizli’nin eski hafızalarını

buraya davet etmek, gerçekten o toplantı-

ların bir benzeri gibi oldu. Şimdi birçok şeyi

yeni öğrendiğim için çok mutlu oldum ger-

çekten. Hepinize yaptığınız hizmetlerden

dolayı teşekkür ederiz.

Duyduğum bir hikaye var; İkinci Harp

Savaşı’nda Yunanlı mülteciler gelmiş De-

nizli’ye bazı okullarda misafir edilmişler.

Şimdi bu konu bizim misafirperverliğimizi

vurgulamak adına çok önemli. Çok hoş bir

hikaye, çünkü savaş yılarında Yunanlıların

ülkesi işgal edilmiş ve kaçarak bize sığın-

mışlar, bu hoş işte.

Ben ilkokul çağlarındaydım, çok güzel bir

kadın bir de çocuk heykeli vardı. Denizli’nin

modern tarafını gösteren sembol olduğu-

nu düşünüyorum. O heykel şimdi Üniversi-

te’nin Gölbahçe’deki sosyal tesislerinin içe-

risindeymiş. Kentin içerisinde olmasını ben

önemli buluyordum.

Lise yıllarımda ilkokul hocamı ziyare-

te gittiğim bir sırada bana şey demişti ki

“Denizli çok tutucu bir kent aslında”. Ben

o zamanlar biraz alındım “Neden hocam”

dedim. “Mesela, 50’li yıllarda Denizli’ye

tazyikli su gelecek dediler, Denizliler karşı

çıktı” dedi.Tren hattında da aynı şey olmuş.

Tren hattı Aydın’dan sonra Denizli’ye gele-

cekmiş, Denizli’liler kabul etmemişler. “Bize

gelmesin” demişler, onun için tren hattı

Goncalı’dan geçer. Sonra bakmışlar iyi bir

şey, pişman olmuşlar, hattı tekrar alıp Gon-

calı’dan Denizli’ye bağlamışlar.

10 sene önce, biz bir grup 10 arkadaş

bir dernek kurduk; Kratoryum diye. Alman-

ya’dan bir arkadaşım vardı, burada onun

desteği ile dönemin Belediye Başkanı Ay-

gören ve valisi de dahil olmak üzere birçok

kişiyi aldık İstanbul’a götürdük. Orada Crea

World vardı, Ericson’un kurduğu bir plat-

form. Genç birçok arkadaşı topladık etra-

fımıza. Her hafta birkaç sabah toplanıyor-

duk, neler yapabileceğimizi düşünüyorduk,

konuşuyorduk. İnanılmaz bir güzel proje

çıkıyordu; bugün telefonlarımızda update

dediğimiz olayı yapacaktık. Daha sonra

vali bey de destek verdi; “İnanılmaz güzel

bir proje, destekliyorum” dedi. Unesco’dan

destek almak söz konusuydu. “Bir toplan-

tı düzenleyin ben de geleceğim. Sanayici

arkadaşlar da gelsin, destekleyelim ve bü-

yütelim” dedi. Toplantı yaptık. Ama o top-

lantı büyük bir hayal kırıklığı oldu. O zaman

üniversitenin rektörü Kazdağlı’ydı. Gelirken

birlikte bilişim bölümü başkanını getir-

miş gelmiş. Biz daha lafa girmeden “Size

ne oluyor, böyle bir şey yapmak gerekirse

üniversite yapar” dedi. Sonra da sanayici

bir duayenimiz çıktı “Ayağı yere basan iş-

ler yapın” dedi. Halbuki oradaki çocukların

hepsi bilgisayar bilen, kimisi yazılım yapan

insanlardı. Bir anda bütün şevkimiz söndü,

umutlarımız söndü sonra vali Ziya Göksu

da anladı durumu, “Siz bir toplantı düzen-

leyin” dedi. Sonra kulağıma fısıldadı “Bu

sanayiciyi çağırmayın Üniversiteyle yapın

toplantıyı” dedi. Aynı kavgayı üniversite-

de de yaptık. Unesco temsilcisi geldi, bize

maddi destek vereceklerdi. Çünkü böyle bir

şey ilk defa Anadolu’dan geldiği için bize

maddi destek ve eğitim verecekler. Ma-

alesef Unesco temsilcisi kadın giderken

döndü bana “Siz biraz daha aranızda birlik

sağlayın da ben ondan sonra geleyim” dedi,

gitti. Halen unutamam, bütün arkadaş-

lar büyük hayal kırıklığı yaşadık. Bir daha

toplanmadık bile. Eğer o tarihte olsaydı,

inanıyorum orada yetişen çocuklar bugün

telefonlardaki update programını yazacak-

lardı. Denizli belki Hindistan’da olduğu gibi

bir merkez olacaktı. Bunlar da hayatın ger-

çekleri eminim ki sizler de çalışmanlarınız

yaparken buna benzer hikayeler yaşadınız.

Biraz önce anlattıklarınızı dinleyince aklıma

geldi.

16