Previous Page  41 / 44 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 41 / 44 Next Page
Page Background

yor. Hemen rica ettim; ”Bu kepengi gör-

mek mümkün müdür? O kişinin ayağına,

evine gitmekten çekinmem “ deyince

Çakır Süleyman Amca, “ onu tanırım,

benim hatırımı kırmaz, kepengi buraya

getirir” diyerek adının Kemal olduğunu

öğrendiğim kişiye haber iletti. Gerçek-

ten de az sonra şu anda rahmetli olan

ve Acıpayam’da Bodrumlu Kemal diye

anılan bu garib davranışlı kişi, koltuğu-

nun altında kepengi getirdi.

Yanımda fotoğraf makinem yoktu; o za-

manın cep telefonlarında hassas fotoğ-

raf çekilemiyordu, Ama yanımda kağıt

ve kalemler vardı; Kitabeyi masaya

koyarak sökmeye çalıştım, tamamını

çözemedim ama istinsah veya kitabe-

ciler deyimiyle estampajını yapmaya

çalıştım. Hatta vaktiyle talebeliğimizde

yaptığımız gibi, kurşun kalemle kopyası-

nı yani estampajını almaya çabaladım.

Bununla ilgili çabalarımın resimlerini

ekliyorum. Oradan da kitabe metnini

aşağıda vermeye çabalayacağım. Şimdi

konuyu biraz daha açabiliriz.

I. “Dağ Sarayı” Adı.

II. Dağ Sarayı ile ilgili bilinenler

III. Kepenk yazıtının metni

IV. Netice.

I.Dağ Sarayı Adı.

Dağ Sarayı, adı üzerinde bir dağ veya

tepe üzerinde sıra dışı bir yapıyı ve onun

yerini aldığı yörenin yankısıdır. Burası

Acıpayam’ın batı yakasındaki tepedir ve

az ilerde de Evkara çamlığı ve Evkara

bulunmaktadır. Burası , ortasından bir

dere geçen ve iki parçaya bölünen eski

Acıpayam’ın Batı yakasıdır.

Burada bir pınar bulunup suyu dolayısıy-

la muhtemelen bağımsız bir yerleşme

yerini de yansıtabilmektedir. Tepenin

eteğinde yeni zamanlarda evler yapıl-

mış, hatta bir mezarlık da olmuştur.

Hakkında fazla bir bilgimiz olmayan bu

mezarlığın Dağ Sarayı sakinlerinin özel

mezarlığı olduğunu sanıyoruz.

“Saray” adına gelince, bu Devlet merke-

zindeki idare yeri gibi algılamamak ge-

rekir. Çünkü , bizzat kendi gözlemimize

ve tespitimize göre köyüm Yatağan’da

Hacıkeylerin evi “Saray” diye anılmakta

idi.( bk.Yatağan, Tokyo 1984, s. 140 ).

Hacı Keyler/Kahyalar Yatağan’ın yöne-

ticisi olup, evleri köyün öteki evlerinden

oldukça farklıdır. Bir başka ifade ile Ya-

tağan dışı çevreyi görmeyenlere göre bu

ev bir “Saray” olsa gerektir. Dağ sarayı

da doğrudan bir mesken, konut ve evdir.

Fakat bu ev, Acıpayam’ın öteki evlerin-

den farklıdır ve adeta bir saraydır. Hatta

tahminimize göre Acıpayam’da uzunca

bir zaman yönetim yeri olmuştur. Bu

sebeple Dağ Sarayı ismi , her türlü yer-

leşim yerlerinde yönetim binasına Türk

kültürünce verilen “saray” kavramını

yansıtmaktadır.

II. Dağ Sarayı ile ilgili Bilinenler:

Dağ Sarayı ile ilgili olarak ilk olarak XIX

yy sonları ile XX yy başlarındaki bilgileri

yansıtan Ali Vehbi(Aykota)nın Acıpayam

kitabindaki bilgileri görelim( Ali Vehbi,

Acıpayam, Ankara 1951, s. 172):

“DAĞ SARAYI VE CABILAR: Acıpayam’da

Devletin maliye işlerine baktığı ve ver-

gileri tahsil ettiğinden dolayı (CABI)

lakabıyla anılan İsmail Ağa ( DAĞ SA-

RAYI ) denilen hususi oturma ve umumî

hükûmet konağı binasını (980) de tesis

edilen şahsiyettir. Oğulları Ahmet Ağa

(1042) ve aynı soydan diğer Ahmet Ağa

(1063) , Hüdaverdi ( 1078) Devletin Ma-

liye işleriyle meşgul olmuşlardır. Acıpa-

yam’ın Kale tepesinin biraz engininde

kurulan Dağ Sarayı zamanımıza kadar

varlığını muhafaza etmiştir.

Halen Cabı sülalesine mensup (1245),

Ali Paşa , (1235) İsmail Ağa ve bunun

evlatları (1291), Hafız Ömer, 1296 Ah-

met Cabı ve (1303) Ömer Cabı tarafla-

rından tasarruf edilmektedir. Dağ Sarayı

yüksek mevkii, yeşilliklere bürünmüş

geniş bahçeleriyle meşhur ve halkın

mesiresidir. Bunun yakınındaki Evkara

çamlığında ise hıdırilyâs eğlenceleri ya-

pılmaktadır”.

Günümüzde de Cabılara daha çok Ömer

Ağalar denmekte olup (H.Gülmez) , Ali

Vehbi’de adı geçen Ömer Cabı’nın hatı-

rası, yani soyu olsa gerektir .

III. Kitabe metnine dair bildiklerimiz:

Kitabe metni muhtemelen iki pencere

kapağına, birbirini tamamlayan ifade-

lerle yazılmış olmalıdır. Yukarda belirt-

tiğimiz gibi sadece bir kepengi kısa bir

sürede incelediğimiz için metni tam çö-

zemedik. Üç (belki dört) ayrı yerde yer

alan metnin bir denemesini veriyoruz.

Bundan çözülebilen kesimler şöyledir:

“…. Kara balığa hatadan saklayasın.

Daima müsaid oluruz? Yirmibeş bölü-

ğü daima şahbaz eyle. .. Zındık Miralay

söyletür…dileriz. .. Cümle alem Yirmi Beş

…. Dır. Hatadan saklayasın. Dünya balık

üstündedir”.

Bundan bir tarihçi olarak sezilen (hata

payı olabilir) 1826 sonrası Yeniçeri ocağı

kaldırılıp ocak mensupları takibata uğra-

yınca dağılanlardan birisidir. Kendisi yir-

mi beşinci bölüğe ortaya mensup olup

bu bölüğün timsali (işareti) kara ba-

lıktır. Kendilerine karşı harekete geçen

miralay ise “zındık” diye tanımlanmıştır.

Aslında bu olaylar 1806-7 den itibaren

de geçmiş olabilir. Nitekim Yatağandaki

olayların da 1826 öncesinde geçtiğini

tahmin ediyoruz.

IV. Netice olarak Dağ Sarayı mahalli bi-

linenlerin dışında bazı olaylara karışan-

ların ikamet ettikleri bir yöredir. Ali Veh-

bi’nin dediği gibi burada idare/hükûmet

binaları bulunduğundan “saray” denmiş-

tir. Bu arada hemen belirtelim ki Acıpa-

yam merkezinde yönetici olarak bir de

Ispaalar, yani Sipahiler sülalesi de vardır.

Biz oralı olmadığımızdan mahalli tarihe

ait bilinenlere nüfuz edemediğimizden

bu kadar bilgi ile yetiniyoruz.

Prof. Dr. Tuncer BAYKARA

Emekli Öğretim Üyesi

39