

Aslına bakılacak
olursak, bu meydan
okumasında pek de
haksız sayılmazmış.
Çünkü 1980’lerin sonu
90’ların başlarında,
İstanbul’da elli altmış
tane özel tiyatro varken,
Anadolu’da yalnızca
Denizli’de özel tiyatro
mevcutmuş. Ekibin
felsefesi de “iddian yoksa
sanat yapma”ymış.
Keloğlan Devlere Karşı adlı oyundan
Keloğlan Devlere Karşı adlı oyundan
Eski fotograflar Mustafa İkizoğlu arşivi
tiyatro hayatına büyük katkıları olmuştur.
Aslında yaşanan taşrada sanat yapmanın
zorluklarıdır. 1989 yılı “Yurttaş A” ve “Gişe”
oyunlarıyla kapanır. 1990 yılında Sadık As-
lankara, kendisiyle gelebilen öğrencileri
Mustafa İkizoğlu, Ümit Aydın ve Oğuz Öz’ü
yanına alarak tiyatroyu Ankara’ya taşır.
Ankara’da okumakta olan öğrencilerinin
de katılımıyla D (Düşünmek Denemek De-
mek İçin D) Tiyatrosu’nu kurarlar. Burada
deneysel tiyatro çalışmaları yapılır. Slogan
“röntgenci seyirci istemiyoruz”dur. “Kırk Yaş
Düşleri”, “Mavi Gök Mavi Deniz” “Bir Ben
Vardır Bende Benden İçeri” isimli üç oyun
çıkarırlar. Ankara’dan kendi kentine turne-
ye gelmek Çatalçeşme’de oyun sergilemek
gibi tuhaf bir durumla da karşılaşırlar.
Sadık Aslankara; 1993 yılında, “Perdeler
Açılırken Siz Hiç Perdenizi Kapadınız mı”
başlıklı bir yazı yazarak eylemli tiyatro ha-
yatına veda eder.1993- 1994 sezonunun
son oyunu da Devlet Tiyatroları Genel Mü-
dür Yardımcısı İzzet Ararat’ın “Otuzbeş Yaş”
isimli oyunudur.
1990’larda varlığını kör topal sürdürme-
ye çalışan De-Ti’nin üyeleri, De-Ti’nin son
dönem öğrencilerinden olan Murat Ergür,
hocasından miras kalan misyonu sürdür-
mek ister. Dönem arkadaşı Mustafa İkizoğ-
lu ile birlikte Denizli’de “Metropol Tiyatro”yu
açarlar. Ne var ki bürokrasi ve dönem Tür-
kiye’sinde yaşanan ekonomik kriz, De-Ti’ci-
lerin Denizli’de tiyatro yapma isteklerini
bir kez daha sekteye uğratır. Murat Ergür,
1999 yılında İstanbul’a gider ve orada fark-
lı tiyatrolarda görev alır. Grubun Denizli’de
kalan üyesi Mustafa İkizoğlu ise Özel Pev
Koleji’nde Drama Öğretmeni olarak görev
yapmaya başlar. De-Ti dönemi böylelikle
tarihin tozlu sayfaları arasına karışır. De-
Ti’den sonra, günümüze değin Denizli’de
pek çok özel tiyatro açılmış olsa da hiçbiri
uzun soluklu olmaz.
Son söz yerine: Fark ettik ki söyleşi yap-
tığımız ya da ismi geçen bir döneme dam-
gasını vuran tüm De-Ti emekçileri kırgın-
lıklarını dile getirmiş. Yokluklarla yaptıkları
tiyatrolarına sahip çıkılmadığından yakın-
mışlar. Yıkmak yerine, üzerine bir tuğla
konulsaydı bugün oturmuş bir şehir tiyat-
rosunun olacağı yönünde sitemlerini dile
getirmişler. Shakespeare ve Brehcht’lerin
uçuştuğu bir şehir için biraz hoşgörü ortamı
yeterli olacakken sisteme kurban verildikle-
rinden dem vurmuşlar. Ne var ki hepsinin
son cümleleri hemen hemen aynı… “Vefa
duygusu unutulmasın. Umarım biz de bu
kubbede hoş bir sâdâ bırakırız. Bizim için
de adam gibi adamdı derler. Tüm tiyatrocu
genç kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz”.
19