

“Vefa duygusu unutulmasın. Umarım biz de bu kubbede hoş bir sâdâ bırakırız.
Bizim için de adam gibi adamdı derler. Tüm tiyatrocu genç kardeşlerimizi saygıyla
selamlıyoruz”.
Sadık ASLANKARA
Ti’nin kurucusu olan şu anda Cumhuriyet
Kitap Eki’nde ve Tiyatro Tiyatro dergisin-
de köşe yazarlığı yapan, yazar, yönetmen,
dramaturg ve öykü eleştirmeni belgeselci
ve sinemacı olan Sadık Aslankara, oyuncu,
senarist ve yönetmen Serdar Bordanacı, ti-
yatro ve sinema oyuncusu Murat Ergür ile
iletişim kurduk. Yine ekip oyuncularından
Denizli’de kalan drama öğretmeni Musta-
fa İkizoğlu ile de yüz yüze bir röportaj ger-
çekleştirdik. Dönemin belediye başkanı da
döneme ilişkin hatıralarını bizimle paylaştı.
Böylelikle tüm katılımcıların anlattığı anılar
çerçevesinde sözlü tarih çalışması yapa-
rak aşağıdaki yazıyı kaleme aldık. De-Ti
tarihine emeği geçmiş; ismine ulaşamadı-
ğımız, kapısını çalamadığımız, belki de bu
dünyadan göçmüş nice tiyatro emekçisini
saygıyla anıyor, yaşayanlardan anlayış di-
liyoruz.
De-Ti’nin kuruluşunun askeri darbenin
hemen sonrasına 1982 yılına uzandığı-
nı görüyoruz. İstanbul, Ankara, İzmir, gibi
sanatın kalbinin attığı şehirlerin yanında
taşra olarak nitelenen bir küçük şehirde bir
avuç gönüllü insan bir araya gelir. Amaçları,
samimi ve karşılıksız olarak yalnızca tiyat-
ro yapmak, Denizli Halkı’nın, tiyatro sana-
tının farkına varmasını sağlamaktır. Kendi
söylemleriyle “ekmeğini yedikleri, havasını
teneffüs ettikleri kente tiyatro kültürü ka-
zandırmak” istemektedirler. Denizli’deki
tiyatro hareketi, M.Sadık Aslankara’nın ve
Volkan Beşek’in, -salonu olmayan bir kent-
te- “Denizli’de neden tiyatro yapmayalım
ki?” cümlesiyle başlar.
Asker kökenli belediye başkanı ve milli
eğitim müdürünün görev yaptığı bir dö-
nemde, taşrada özel bir tiyatro kurma fikri
başlangıçta çılgınca, hatta ütopik görün-
mektedir. Öyle ki, tiyatronun kurulmasın-
dan sonraki oyunlar sivil polisler tarafından
izlenir. Milli eğitim müdürü olan emekli
albay; okullarda gösteri yapmak istedikle-
rini söyleyen tiyatroculara asker muamele-
si yapar ve kıdem sırasına geçmeleri için
tekmil verir. Sadık Aslankara ve öğrencileri
biran şaşkınlıkla birbirlerinin yüzlerine ba-
karlar ve çaktırmadan hizaya giriyormuş
gibi dalgalanırlar. Anlaşılacağı üzere tra-
jikomik görünen bu olay sıkıyönetimin ne
denli kendisini hissettirdiği yıllar olduğunu
göstergesidir.
Tiyatro kurma çabaları; ilerleyen dönem-
lerde, dönemin pek çok mülki amiri, gazete-
cisi, aydını ve iş adamının desteğini arkası-
na alacaktır. Tiyatro hareketinin başlatıcısı
olan M. Sadık Aslankara’yı, öğrencileri ve
Serdar Bordanacı, inatçı, üretken bir o ka-
dar da cesur bir insan olarak tanımlıyor.
Yapılan faaliyetlerin anlatıldığı basın bül-
tenlerine “İstanbul, İzmir, Ankara’da tiyatro
vardır, Denizli de de vardır” yazarak büyük
şehirlere adeta meydan okuyan bir insandı.
“Bizlere, buradan İstanbul’a kafa tutacağız”
diyen bir hocaydı sözleriyle tanıttı.
Aslına bakılacak olursak, bu meydan oku-
masında pek de haksız sayılmazmış. Çünkü
1980’lerin sonu 90’ların başlarında, İstan-
bul’da elli altmış tane özel tiyatro varken,
Anadolu’da yalnızca Denizli’de özel tiyatro
mevcutmuş. Ekibin felsefesi de “iddian yok-
sa sanat yapma”ymış.
Bu bağlamda, “Ayakları yere basmayan
bir hoca” olarak eleştirilen M. Sadık As-
lankara ve ekibinin dönemin yoksunlukları
içerisinde Denizli’den bütün Türkiye’ye çığ-
lık olarak yayılmak istemeleri, inançları ve
kendilerine olan güvenleri takdire şayan bir
görünüm arz etmektedir. İlerleyen yıllarda
M.Sadık Aslankara, Salihli’de tiyatro kurma
girişimlerinde karşılaşılan zorlukları anlat-
tığı 1993 yılında ilk kez yayımlanan, “Bir
Yüz Bir Giz” isimli romanında aslında kendi
yaşadıkları sıkıntıları üstü kapalı da olsa
anlatmaya çalışacak adeta okurlarına içini
dökecektir.
De-Ti; M. Sadık Aslankara yönetiminde,
Denizli Çocuk Tiyatrosu olarak perdelerini,
ilk kez 6 Kasım 1982’de Belediye Sinema-
sı’nda açmıştır. Bu sinema eski belediye
başkanlarından Turan Bahadır’ın yaptırmış
olduğu, her türlü eğlencenin de yapıldığı,
küçük bir sahnesi olan Bugünkü Babadağ-
lılar İşhanı’nın yanındaki eski hâl binasının
üzerinde bulunan günümüzün Ceşenler
Bowling olarak bilinen yapısıdır. Zaten o
tarihlerde hali hazırda Denizli’de başka
sahne de yoktur.
Denizli Tiyatrosu (De-Ti), vergi dairesi-
ne kayıtlı, vergilerini ödeyen, özel tiyatro
statüsündedir. Kurulduğu tarihten itibaren
on yıl boyunca kültür bakanlığından devlet
yardımı alacaktır. Sadık Aslankara; tiyatro-
nun yapımcısı, sahibi, işvereni konumunda-
dır. Çalışanların tümü de -primleri zaman
zaman ödenemese de- sigortalılardır.
Tiyatronun ortalama yirmi kişilik ekibi,
dönemin Denizli Eğitim Enstitülü öğrenci-
leri ile tiyatroya gönül veren lise, ortaokul
ve ilkokul talebelerinden oluşmaktadır. De-
Ti’nin ilk üç yılında tek kadrolu oyuncusu
Serdar Bordanacı’dır.1983- 1984 yılla-
rında kadro yetersizliğinden, Ankara’dan
devlet yardımıyla dört oyuncu getirilir ve
geçici olarak görev yaparlar. De- Ti, var
olduğu dönem içerisinde adeta bir okula
dönüşecektir. Bu okul kadrosu arasında
kimler yoktur ki ... Tekin Temel, Manisa Ak-
hisar’dan gelerek “ben tiyatro yapmak isti-
yorum” der ve ekibe katılır. Pek çok filmden
ve diziden aşina olduğumuz; “Deli Yürek”
dizisinde oynadığı “Kuşçu” tiplemesi ile
gönüllere taht kuran, sevilen oyuncu Emin
15