

Bu taşıma işi de ayrı bir ritüeldir. Tıpkı
kesim ve sürütme işlerinin ayrı ayrı gör-
sellik ve törenimsi anlar ihtiva ettiği gibi.
Burada da yine aile sistemi geçerlidir. Yük-
lemelerde kadın-erkek gücü yeten herkes
çalışır. Toplanan ve taşınan çıraları orman
işletmeleri ihale yöntemiyle katrancılara
satarak katran elde edilmesinde bir başka
aşamayı geçmeyi sağlarlar.
Ocaklara Çıraların gelişi…
Orman işletmesinden alınan ve ocaklara
taşınan çıranın gelişi ocaklarda çalışanlar
için ayrı bir anlam taşır. Ocakların yakılma-
sı, katranın boşaltılması kadar kısa değildir
süreç.
Sadece katran için çıra değildir gerek-
li olan. Çıralardan katranın çıkarılması
esnasında gerekli olan ısıyı da sağlamak
gerekir bu süreçte. Bu da yine aynı orman-
lardan elde edilen odunların ocaklarda ya-
kılmasıyla gerçekleşecektir. Katrancı çıra
satın aldığı orman işletmesinden birde ısıl
değeri yüksek olan odun almak zorunda-
dır ocakta yakıp çıradan katran çıkarmak
için… Yanan ile yakan”ın kaderidir bu aslın-
da…
Katran ocaklarında çalışmalar
Katran ocaklarında her yıl katran kazan-
ları yenilenir, tamir edilir, dış ocaklar yeni-
den yapılır. Taş- çamur ve ocak boruları tek
tek elden geçirilir. Odun yaranlar ile ocak
yakanlar, odun getirenlerle, çıra dizenler,
çıkan kömürü çuvallayanlar ile katranı
tanklara dolduranlar hep ayrıntılara dikkat
etmek zorundadırlar. Bu sürece dahil olan
hemen herkesin ortak noktası “Kara katran
ve İstir”…
Katran Ocağı
Yüksekliği yaklaşık 3 metre, genişliği de
yine yaklaşık 2,5 metre olan altı kenar-
lardan ortaya doğru çukur olan ve o çu-
kurdan (katran burada toplanıp akacaktır)
boru çıkışı bulunan kazanın bir de üstten
kapağı bulunur. Bu içindeki çıraların ısıdan
etkilenerek buhar ve basınç sebebiyle pat-
lamaması için emniyet almaya da yarar
aynı zamanda.
Kazanın içine uygun ölçülerle kesilmiş ve
insan gücüyle baltayla yarılmış çıralar sıralı
ve sıkışık 2 yahut 3 kat üst üste gelecek şe-
kilde dizilir. Kazanın ağzı kapatılır. Kapağın
üstüne toprak atılır ve katran kazanının içi
ile ilgili işlem tamamlanmış sayılır.
Sıra Katran Ocağının yakılmasında…
Yere dik olarak duran bu kazanın etra-
fında yani dışında ateş yanacaktır. Bu ateş
odun ateşidir. Ateşin etkisinin yüksek ol-
ması kazanı dışarıdan ısıtması için kazan
çevresinde ateşin dönmesini temin amaçlı
bir dış duvar yada kazanı çevreleyecek şe-
kilde taş ve çamurdan duvar - dış kazan
örülmesi gerekir. Bu duvarın –ocağın ka-
zanın yanından çıkan bir bacası ve alttan
odun atılıp ateşlenen kapısı bulunur.
Ateşlemeden sonra bu kapı kapatılır
odun bittikçe açılarak odun atılır ve kazanın
içindeki çıraların öz suyunu ateş ile temas
etmeden bırakmasına kadar işlem sürer.
“Katran kazanında kaynamak” deyimi belki
de buradan gelmektedir. Ateşi dışa verme-
yen bir taş duvar yapı ve onun içinde her
rafı kapalı metal bir kazan üstelik dışında
yüksek ısı ile yanan ateş o sıcaklıkla köz
olan çıralar ve alttaki boru vasıtasıyla son
zerresine kadar sızdırılan ağacın kanı! Kara
katran…
Katranın macerasının ilk bölümü bu nok-
tada büyük kaplara katran aktarılarak biter.
Ama katrancıların macerası durmaz sürer.
Kanı alınan çıraların kalan posası kara
kömür ağzı açılarak soğumaya bırakılır. Kö-
mür kazanının sıcaklığı hayati tehlike yarat-
maktan uzaklaşınca bu kez dirgenler yardı-
mıyla kömür dışarı alınarak kazan boşaltılır.
Dışarıya alınan kömürler su sıkılarak so-
ğutulur ve çuvallanarak satışa hazır hale
getirilip beklemeye alınır. Soğuyan katran
ile kömür ala karlı dağlarda yaşayan ağaç-
ların ulu gövdesinde kan-can iken şimdi ka-
palı varil ile plastik çuvallarda satışa hazır
“mal” olarak ortadadır.
Yaşadıkları yerde bin yıllara meydan oku-
yarak yaşamış ağaçların trajik sonudur bu
bir başka bakışla…
Diğer yandan muhtaç insanlara azda
olsa ekmek-aş kapısı.
Yaşamın gereği midir? Süreç, ekolojik bir
döngü müdür yoksa?
Ya da kim bilir belki de başka bir şey koy-
mak gerekir adına…
" Hikayenin kahramanları, ömrünün son
demlerini yaşamakta olan bu “geleneksel
üretim şeklinin” yaşaması için Denizli’nin
Beyağaç ilçesi Sandıras dağı eteklerinde
yaşatmaya çalışmaktadırlar."
13