

B
azı coğrafyalar vardır ki kendi
adından önce orada yetişen/yetiş-
tirilen/üretilen ürün akla gelir. Bu
ürünler o coğrafya ile öylesine özdeşleş-
miştir ki, o ürünü çekip alsanız coğrafyayı
yaşanılmaz hale getirirsiniz. Çünkü o ürün
orada yaşayanların geçim kaynağıdır, gıda
kaynağıdır, hayata tutunduğu dalıdır. Onun
sayesinde coğrafya vatan olmuştur. Onun
yüzü suyu hürmetine çalışılmış, savaşılmış,
günü gelmiş hayatlar feda edilmiştir.
Denizli’de farklı alanlarda Denizli’ye özgü
üretim/yetiştirme tarzı olan yüzlerce ürün
sayılabilir. Tekstilin her türlüsü, traverten
mermeri, Denizli horozu, Çal karası üzü-
mü, Kale biberi, Acıpayam kavunu-karpuzu,
Acıpayam koyunu, Çivril elması, Serinhisar
leblebisi, Yatağan çakısı, Çameli fasulyesi,
Gözler kekiği Denizli deyince hemen aklı-
mıza geliveren ürünlerdir. Bunların yanı sıra
konumuz olması itibariyle Denizli’ye özgü
ekmek çeşitleri de vardır ve bunlar; Ka-
rahöyük, Kaklık ve Buldan ekmekleridir. Her
ne kadar biz Türkler için ekmeksiz bir ha-
yat düşünülemez ve bu sebeple her yerde
ekmek üretiliyorsa da bu üç yerde üretilen
ekmekler diğerlerine benzemez. Unu, suyu,
mayası, yoğurması, fermantasyonu, pişir-
mesi, şekli ve en önemlisi lezzeti farklıdır.
Bu ekmekleri sırası ile inceleyecek olursak:
Fırın ustaları Mahir SAĞ (Karahöyük), Ramazan KESER
(Kaklık) ve Sadık KOCADOKUR (Buldan) bilgi ve tecrübeleri-
ni bizimle paylaşmasalardı bu çalışmayı ortaya koyamazdık.
Yardımları için kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Ayrıca
Karahöyük ekmeği ile ilgili bulgu ve belgelerini bizimle payla-
şan Gıda Müh. Bölümünden Araş. Gör. Dr. Engin DEMİRAY’a
da teşekkür ederiz.
KARAHÖYÜK EKMEĞİ
Sadece Acıpayam Karahöyük Köyü’nde
üretilen kömbe şekilli bir ekmektir. Günü-
müzde köy merkezinde sadece bir fırında
sınırlı sayıda üretilmekte ve üretildiği yerde
satılmaktadır. Ekmeği farklı kılan üretimin-
de kullanılan nohut mayasıdır. Bu maya
sayesinde ekmek fırından çıktıktan sonra
katıksız olarak tüketilebilecek hoş koku ve
aromadadır. Özellikle Karahöyük Pazarı’nın
kurulduğu yıllarda pazar öncesi, pazar ve
pazar sonrası günlerde çok fazla üretilen
ekmek, pazara gelenler tarafından bol bol
satın alınıp heybelere-torbalara doldurul-
makta ve gidilen yol üzerinde karşılaşılan
insanlara hediye edilmekte idi. O günün
şartlarında Karahöyük ekmeği hediye
eden ve edilen için çok muteberdi. Çünkü
insanlar genelde yufka yediklerinden bu
özel fırın ekmeği adeta katık gibi algılan-
maktaydı.
Karahöyük ekmeği; pazar öncesinde, sü-
resinde ve sonrasında pazara gelen insan-
ların beslenmesi için kesilen hayvanların
etinden yapılan kavurmanın içine konula-
rak servis edildiği bir özel yemek imkânını
da insanlara sunmakta idi. Çünkü malının
başında olmak zorunda olan yetiştirici
hem mallarına bakmakta, pazarlık yap-
makta hem de eline aldığı içine bol yağlı
kavurma konulmuş Karahöyük ekmeği ile
açlığını gidermekteydi. Kavurmanın ya-
nısıra yaz aylarında içine süzme yoğurt,
yoğurdun olmadığı dönemlerde çeşitli
peynirler konularak da servis edilmekteydi.
İçine helva konulan Karahöyük ekmeği ise
tatlı ihtiyacının en lüks karşılanma şekliydi.
Karahöyük Ekmeğini Farklı Kılan
Mayasıdır
Karahöyük ekmeğini diğer ekmeklerden
farklı kılan onun mayasıdır. Maya ola-
rak 250-300 g kadar nohut kırılarak bir
kavanoz içerisine konulur. Üzerine 8-10
g kadar tuz ve bir o kadar da şeker ila-
ve edilerek 50-55 oC sıcaklıktaki sudan
350 ml kadar (yaklaşık 1.5 su bardağı)
ilave edilerek bu karışım 6-6.5 saat bek-
letilir. Bu süre sonunda kavanozun kapağı
açılarak içerik karıştırılır. Eğer yeterli ma-
yalanma gerçekleşmemiş ise bir miktar
daha 50-55oC’da sıcak su ilave edilerek
kavanoz tekrar aynı ortamda 3-4 saat ka-
dar bekletilir. Süre sonunda hamura ilave
edilecek maya hazırdır. Bu maya ile ma-
yalanan ekmek yavaş kabarmakta ve bu
esnada ekmekte tadı ve kokuyu geliştiren
bileşikler oluşmaktadır. Ayrıca standart
francala ekmekten farklı olarak hamuru
yaklaşık 200 g’dan kesilmektedir. Kesilen
hamur elle kömbe şekline getirilerek son
fermantasyon için tekrar oda sıcaklığında
bir ortama alınmakta ve burada yaklaşık
bir saat kadar fermente edilmektedir. Son
şeklini alan hamur yüzeyine fırınlama ön-
cesi ayran sürülerek ekmeğin daha iyi kı-
zarması sağlanmaktadır.
Günümüzde üretilen Karahöyük ekme-
ğinin besleyici değeri diğer ekmeklerden
farklı değildir. Eskiden su değirmenlerinde
öğütülen tam buğday unu ile üretildiğinde,
hatta değirmene gönderilen buğday içine
bereketli olsun diye belli oranda arpa ilave
edilerek üretilen undan yapıldığı dönem-
lerde ekmek daha besleyici ve içerdiği lif-
ler sayesinde daha tok tutucu idi. Her ne
kadar bileşimine arpa girdiği için ekmek
biraz esmer oluyorsa da bu görüntü Ka-
rahöyük ekmeğinin karakteristik özelliği
olarak kabul edilmekteydi. Karahöyük ek-
meğinin hamuru küçük tutulduğu için pi-
şirme yüzeyi geniş olmakta bu da ekmeğin
daha geç bayatlamasına, küflenmeksizin
daha uzun süre saklanmasını sağlamakta-
dır. Bu özelliği uzak yolculuklar için tercih
edilen ekmek olmasını sağlamıştır.
35