

konuşmaları, verdiği dersleri, olgunlaştırıcı
öğütleri ile de Denizli halkına büyük bir reh-
ber, yol açıcı örnek bir insan oldu.
Onun özelde, her çeşit ürünü imal edip
üretimini yapan zanaatkârlar ile bunları
pazarlayan çarşı esnafına; genelde de, in-
sanımıza ve bütün insanlığa yönelik olarak
dile getirdiği seçkin öğütlerinden bazıları,
-günümüz dilinde yorumlanmış şekliyle-
şunlardır:
-Doğru ve dürüst olun; helâlinden kaza-
nın, haramdan, hakkınız olmayandan uzak
durun.
-Esnaf olarak, aynı zamanda sanattan
da anlayın, büyük küçük herkese nazik,
kibar davranın ve sanatkâra değer verin.
İnsanlara karşı yumuşak sözlü, hoş, güler-
yüzlü olun.
-Cömert, eli açık olun; yoksullara, yolcu-
lara ve ihtiyaç sahiplerine yardım edin.
-Bilginleri, ilim adamlarını sevin ve onla-
ra saygı gösterin.
-Namazlarınızı vaktinde kılın; sürekli işe
dalıp, Allah’a kulluğunuzu sakın ihmal et-
meyin.
-Tevazu sahibi, alçakgönüllü olun; fakirle-
ri, öksüzleri, yetimleri, yaşlı ve kimsesizleri
görüp, gözetin.
-Nefsinize hakim olun; aşırı derecede
para, mal, mülk hırsına kendinizi kaptırıp
insanlığınızı, asaletinizi, insani değerlerinizi
kaybetmeyin.
-İşinizi temiz yapın; malınızın hakkını ve-
rerek, sağlam üretin. Hileye hurdaya ise,
asla sapmayın.
-Yalnızca varlıklı, mevki, makam sahibi,
şöhretli kimselere değer vererek, yoksul-
ları hafife alıp küçümsemeyin. Unutmayın
ki, Allah’ın yanında kimin değerli olduğunu,
Allah’tan başka kimse bilemez.
-Halka karşı, daima şu üç şeyiniz açık
olsun:
1) Eliniz açık olsun! Dükkânınıza gelene,
gücünüze göre ikramda bulunun, yedirip,
içirin. Ama aşırıya gidip israf da etmeyin;
layık olana, layık olduğu kadar verin, ver-
mesini bilin. Kendiniz muhtaç durumda
olsanız bile, gücünüz yettiği kadar ihtiyacı
olanlara yardım elinizi uzatmaktan, iyilik
etmekten geri durmayın.
2) Gönlünüz ve kapınız açık olsun! Misa-
fire kapınızı açık tutun; sizi ziyarete gelene,
ikramda kusur etmeyin.
3) Sofranız açık olsun! Aç geleni, tok
gönderin. Unutmayın, Allah verene verir;
vermeyenin, vermesini bilmeyenin işi rast
gitmez, hanesine kıtlık gelir. Kimse de onu
sevmez, kendisine saygı duymaz ve mu-
habbet beslemez. Öldükten sonra ise, ha-
yırla anmaz ve rahmet de dilemez.
- Halka karşı, daima şu üç şeyiniz kapalı
olsun:
1) Gözünüz harama kapalı olsun! Başka-
larının ayıbını, eksiğini, kusurunu aramayın.
Kimseye art niyetle, kötü gözle bakmayın.
2) Diliniz kapalı olsun! İnsanlara kötü,
ağır, hakaret edici, küçümseyici söz söy-
lemeyin. Asla yalancı olmayın. Sakin ve
yumuşak konuşun. Çoğu zaman esnafın
arasında gezen ve halkın “mecnun, meczup,
deli-divane” dediği, Allah’ın garip, kendi ha-
linde kullarını ise hafife alıp, kendilerini kız-
dırıp, onlarla sakın alay etmeyin. Bunun, bü-
yük bir günah olduğunu ise, hiç unutmayın.
Aynı zamanda çok konuşmayın. Malınızı
fazlaca överek, olduğundan farklı göster-
meyin. Değeri ne ise onu söyleyin ve ona
göre fiyat isteyin. Hele hele yemin billâh
ederek, müşteriyi zora sokacak şekilde ma-
lınızı pazarlamaya kalkmayın. Satış sıra-
sında insanlara, “yerli-yabancı, tanıdık-ta-
nımadık” diyerek ayrıcalıklı davranmayın
ve farklı fiyatlar uygulamayın; gözünüzde
herkes bir ve eşit olsun. Gücü yetmeyenlere
ise, ikramda bulunmayı ihmal etmeyin.
3) Beliniz kapalı, bağlı olsun! Kimsenin
ırzına, namusuna, şeref ve haysiyetine,
onuruna göz dikmeyin. Dükkânınızın içinde
ve dışında herkese iyi gözle bakın, ahlâk-
lı, dürüst ve adil olun. Tartınız, ölçünüz de
kesinlikle doğru olsun; kimsenin hakkı üstü-
nüze geçmesin.
- Hastaları, öksüz, dul ve yetimlerle yaş-
lıları, kimsesizleri, dilenmeyen gururlu yok-
sulları arayın, bulun ve ihtiyaçlarını -az çok
demeden- temin ederek yanlarına gidin;
kendilerini ziyaret edip hallerini hatırlarını
sorun, onları hoşnut edin; hayır dualarını
alın.
-İşinizde, mesleğinizde daima sabırlı, da-
yanıklı, anlayışlı, bağışlamasını bilen hoş-
görülü kimselerden olun. Sizden alışveriş
etmeyenleri de, etmiş gibi güleryüzle ve
tatlı sözle uğurlayın.
- Diğer esnaf kardeşinizin de kazanması-
na yardımcı olun; siz siftah ettiniz ise, siz-
den sonra onun da etmesini sağlayın. Müş-
teriye, sizde olmayan bir malın bulunduğu
yeri göstererek yardımcı olun.
- Eşinizin, işinizin, aşınızın helâl ve temiz
olmasına dikkat edin.
- Kimseyi kandırmayın, kanaatkâr olun!
Her zaman ve her yerde daima adaleti,
hakkı, hukuku gözetin ve bunu asla elden
bırakmayın.
- Gerek işinizde, gerekse evinizde ve dı-
şarıda büyüklerden önce söze girmeyin;
bilgiçlik gösterisinde bulunmayın, alçak-
gönüllülükle sizden yaşlılara saygıda kusur
etmeyin.
Sonuç olarak, 13. yüzyıldan günümüze
uzanan bir çizgide, Denizli’nin debbağlıktan
saraçlığa, kunduracılıktan, dokumacılık, ha-
lıcılık, kilimcilik, fırıncılığa, bakırcılık, demir-
cilik, nalbantlıktan, terzilik, aşçılık, hallaçlığa
kadar sayıları 200’e ulaşan meslek çeşidi
ile sağlam bir esnaf kültürünün varlığından
ve şehrimiz ticaret erbabının, sanayici, iş
adamının müteşebbis, girişimci ruhundan
her yerde takdirle söz ediliyorsa; bunun te-
melinde, Ahî Evran başta olmak üzere, Ahî
Sinan ve Ahî Tuman gibi Denizli’ye hizmet
ve gönül veren yol gösterici büyük değerle-
rin yer aldığı gerçeği asla gözardı edilemez
ve edilmemelidir.
Bu aynı zamanda, onlara karşı ödenmesi
gereken bir vefa borcudur.
3