

D
enizli’nin “şam tatlıcı amca”sı
Niyazi Erbek ile görüşmek
üzere Bayramyeri meydanındayız.
Niyazi Erbek her zamanki gibi tatlı
tezgâhının başında, şam tatlısı sat-
makta. Yanına gidiyoruz, hem tat-
lılarından nasipleniyoruz, hem de
sohbetinden.
Mesleğe başlaması 1950 yılına
dayanıyor. O yıllarda şam tatlısı ve
dondurma satıyormuş. Tatlı yapma-
yı ilk gençlik yıllarında eniştesi Hacı
Baki’den öğrenmiş. Hacı Baki çok iyi
bir tatlıcıymış ve Bebek Pastanesi
ona aitmiş. Eniştesinin tatlıcılık ko-
nusundaki başarısını görünce, kendi-
si de ailesini bu işi yaparak geçindir-
meye karar vermiş.
Eskiden günde 4-5 tepsi tatlı ya-
pıp hepsini sattığını, ama ihtiyarladı-
ğı için artık sadece bir tepsi yapabil-
diğini anlatıyor Niyazi Bey. Eniştesi
rahmetli olduktan sonra tatlılarını
hep tek başına yapmış, zira ailede
ne hanımı, ne de çocukları tatlı yap-
mayı bilmezlermiş.
Ailesini 61 senedir Denizlilere
sattığı leziz şam tatlılarıyla geçindi-
ren Niyazi Erbek üç erkek çocuğunu
da okutup, onların meslek sahibi ol-
malarını sağlamış. Oğullarından biri
öğretmen olmuş, biri bakır ustası,
diğeri kantin işletmekteymiş. Yedi
torun sahibi olmuş, şimdilerde en
büyük torununun askere gidip gel-
mesinin gururunu yaşıyor.
Mesleğinin kendine göre zorluk-
larından söz ediyoruz, soğuk mu so-
ğuk bir gündeyiz. “Hiç başka meslek
yapmayı düşünmediniz mi Niyazi
Amca?” diyoruz. “Benim çokta gö-
züm olmadı hiç kızım, karnımı do-
yuracak kadar para kazansam yetti,
razı oldum.” diyor. Bayramyerini avcu-
nun içi gibi biliyor, seneler su gibi akıp
geçmiş, o kadar çok yüz öyle çok dost
geçmiş ki buralardan, iç geçiriyor. Ar-
tık kendisinden başka eskilerden hiçbir
esnafın kalmadığını, şimdilerde esna-
fın hiç birbirini tanımadığını söylüyor.
Derken bir esnaf yanaşıyor yanımıza.
Şakalaşıyorlar. Kendisi bir iş için tez-
gâhtan ayrıldığında onlar göz kulak
olurmuş tatlılara. Arada eksilirmiş tat-
lılardan ya bereket versin diyor.
Tatlısının ünü Almanya’ya kadar
uzanmış. Denizli’den Almanya’ya ka-
dar tatlılarını götüren, yıllardır ondan
alışveriş eden müşterileri varmış.
Nedir senin tatlının sırrı diyoruz. Çok
basit diyor: Şeker. Ben tatlıma doğal
olmayan bir şey karıştırmam ondan
böyle güzel tatlıdır diyor ve ekliyor:
“Yoğurt satan hiç yoğurdum çirkin der
mi? İşime sahip çıkarım. Önemli olan
da budur.”
DENİZLİ’DEN İNSAN MANZARALARI
Özge AKÇAY
CSA Vakfı Yönetici Yardımcısı
ŞAM TATLICI
Niyazi Erbek
1980
2011
2011
40