

K
aleiçi’nin Dörtçeşme Kapısı
tarafından girişinde insan-
ların pek fark etmediği büyükçe bir
çınar ağacı vardır.
Bu ağacın altı 1950’li yıllara ka-
dar, özellikle yaz sıcaklarında pazar
kurulduğu günlerde pazarcıların ve
pazara alış verişe gelen insanların
soluklanma yeridir. Pazar kurulma-
dığı günlerde ise Kaleiçi esnafının,
altında oturup çay kahve içtiği ve
sohbet ettiği koyu gölgeli özel bir
mekândır.
Denizli halkının kavak da dediği
bu çınarı diğer çınar ağaçlarına göre
özel ve önemli kılan yanı, yüklenmiş
olduğu farklı bir görevdir.
1952-1953 yıllarına kadar bu
çınar, Kaleiçi ve çevresindeki kasap-
ların, etlerini soğutmak ve saklamak
için kullandıkları bir nevi buzdolabı
ihtiyacını karşılamıştır. Havanın sı-
cak olduğu yaz aylarında kasaplar,
akşam olup da dükkânı kapatma sa-
atleri gelince, dükkânlarında olan et-
leri toplayıp doğruca çınarın yanına
varırlar ve çınar ağacında çakılı olan
kancalarından sarkan ipin ucundaki
kancaya etlerini takıp ip vasıtasıyla
eti yukarı çekerlerdi. Böylece et hem
hırsızlar ve hayvanlardan korunmuş
olur, hem de çınar yüksekte oldu-
ğu için serinlikte muhafaza edilmiş
olurdu. Etler kale kapıları kapanma-
dan çınara asılır, kapı kapandıktan
sonra da bekçiler tarafından sıkıca
korunurdu.
Çınarda hemen her kasabın ken-
dine mahsus bir kancası vardı. Ne
zamanki 1952-53 yıllarında buzdo-
lapları çıktı, emektar çınar da bünye-
sinde korumuş olduğu etleri kapalı
mekânlardaki soğuk kutulara dev-
retmek zorunda kaldı.
Buzdolabına girip çıkan etlerin
lezzetiyle, doğal ortamda dinlenen
etlerin lezzeti arasındaki fark da her
ikisini de tatma şansı yaşayan kişi-
lerin ağızlarında hoş damak tadı, di-
mağlarında da hoş bir hatıra olarak
durmaktadır.
Yaşlı çınar ise, gövdesine saplan-
mış olan kancaları, hüzünlü bir şe-
kilde taşımaya devam etmekte, her
şeye rağmen hâlâ koyu gölgesiyle
kendisini tanıyan vefâlı dostlarına ve
geçmişi bilmeyen ziyaretçilerin göv-
desindeki çivilere yönelik anlamsız
bakışları arasında yeni konuklarına
hizmet etmeye devam etmektedir.
Yolunuz bir sıcak yaz gününde bu
çınarın olduğu yere düşerse, biraz
dikkatlice bakarsanız ondaki hüznü
ve bir kısmını bünyesine sindirdiği
kancaları hâlâ görebilirsiniz.
KALEİÇİNDEKİ GEÇMİŞ ZAMAN TANIĞI;
ÇINAR AĞACI VE AĞAÇTAKİ
KANCALARIN HİKÂYESİ
1952-1953 yıllarına kadar Kaleiçi’ndeki bu çınar ağacını, kasaplar
etlerini soğutmak ve saklamak için bir nevi buzdolabı olarak
kullanmışlardır.
Metin TÜRKTAŞ
Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Fot: Tufan Kıroğlu
35